BATI TRAKYA'DA EĞİTİM SORUNU
BATI TRAKYA'DA EĞİTİM SORUNU

Batı Trakya'da Türk azınlığın eğitim hakları


Yunanistan’da Türk eğitiminin hukuki temeli, 1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması'na, 20 Nisan 1951 yılında imzalanan Kültür Protokolü'ne,1952 yılında gerçekleştirilen azınlık okullarında görevlendirilecek kontenjan öğretmenlerle ilgili ‘Nota Teatisi'ne ve nihayet 1968 tarihli Türkiye-Yunanistan Ankara ve Atina’daki Kültür Komisyonu Protokolleri'ne bağlıdır.
Lozan Antlaşması’nın 40’ıncı ve 45’inci maddelerinde, “Azınlık mensupları, diğer bütün vatandaşların faydalandıkları devlet teminatından ve himayesinden hukuken ve fiilen faydalanacaklardır.” “Azınlık mensupları, masrafları kendilerine ait olmak üzere her türlü hayır kurumları, dini ve sosyal kuruluşlar, okul ve benzeri eğitim kurumları açmak, bunları idare etmek ve denetlemek, bu kurumlarda kendi dillerini serbestçe kullanmak ve dini görevlerini serbestçe yerine getirmek hususlarında eşit hakka sahip olacaklardır.” ifadeleri yer almasına, ayrıca 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43 ve 44’üncü maddelerinde belirtilen hükümler Yunanistan ve Türkiye tarafından da taahhüt edilmesine rağmen antlaşma Yunanistan tarafından hep ihlal edilmiş ve Batı Trakya Türk azınlığı ürkütülerek sindirilmiştir. İskeçe ile Gümülcine’deki 9 bin öğrencinin kitap, öğretmen, bina ve ders araçları sorunları hala çözülememiştir.
2000 yılına kadar 1966 basım tarihli kitaplar okutulmuş ve liselere kura sistemiyle öğrenciler seçilerek Türk azınlığın eğitim hakkı devamlı engellenmiş; ne Türk Kültür Merkezi’nin, ne bir Türk azınlığı kütüphanesinin, ne de araştırma merkezinin kurulmasına izin verilmiştir. Bakalım AB üyesi ve azınlıkların eğitim haklarını AB komisyonlarında savunan Yunanistan, “Türk’e Türk’ten başkası Türkçe öğretemez” diyen Dr. Sadık Ahmet adına kurulması düşünülen “Bilim Vakfı”na izin verebilecek midir? Türk gençlerinin “meslek edinmesine” nasıl bir katkıda bulunacaktır? Kaç Türk, Türkçe dilekçe yazarak eğitim hakkını alabilmiştir? Yunanistan üniversitelerinde “Müslüman azınlık” olan Türklere ait kaç kürsü vardır? Trafik levhalarından yer isimlerine kadar ‘Bölgesel ve Azınlık Dilleri Sözleşmesi’ gereği ne kadar Türkçe adlı yer vardır. Neden Türk çocuklarına ait “çocuk yuvaları” ve “ana okulları” kurulamamıştır?
1968 yılında Selanik Özel Pedagoji Akademisi olarak kurulan okula özellikle din eğitimi veren okullardan mezun olanlar alınmakta, Türkçe öğretilmeyen, öğretmenlik ve eğitim formasyonu almayan öğrencilerin azınlık okullarına öğretmen olarak tayin edilmeleri Türk ve Müslüman azınlık cemaati içerisinde gerginliğe ve rahatsızlığa yol açmakta ve ‘sosyal barış’ yara almaktadır. Türkiye’de ‘öğretmenlik formasyonu’ alarak yetişmiş öğretmenlerin yavaş yavaş azaltılması ve kalanların da baskı altına alınması ise ayrı bir sorundur.
1960’lı yılların sonlarından itibaren, öğrenimlerini Türkiye’de tamamlayan Türk azınlığa mensup kişilerin azınlık okullarında görev almaları da engellenmiştir. 4-5 yıl sonra Türk azınlık eğitiminin ‘Türkçe müfredatını’ uygulayacak eğitim kadroları yok olup gidecektir.
Türkçe olarak okutulması gereken derslerin sayısı zaman içerisinde azaltılmış, bazılarının
saatleri kısaltılmıştır. Kültürel kimliğin oluşmasında ve gelişmesinde büyük önem taşıyan ve anlaşmalar uyarınca azınlık öğretmenlerince Türkçe olarak uygulanması gereken beden eğitimi ve müzik derslerinin bazı okullarda hiç işlenmediği ve boş geçtiği de bir gerçektir. Hatta bazı okullarda Yunanlı öğretmenlerce ders verilmeye başlanması Türk azınlığı rahatsız etmektedir. Özellikle temel hayat bilgisi dersini Türkçe öğrenmeden, resmi dilde öğrenmek zorunda bulunan Türk çocuklarının yaşadığı psikolojik durum göz önüne alınarak, psikolojik tedavi uygulanmasına da her öğretmen kendisini hazır hissedebilmelidir.
AB projesi çerçevesinde azınlık öğretmenlerine yönelik “takviyeli Türkçe dil kursları" açılması zorunludur.
Türkçe ve Yunanca eğitim seviyesinin birbirine paralel olarak yükseltilmesine özen gösterilmelidir. Türk çocuklarının Yunan yasalarını tanıyan üretici gençler olarak yetişip topluma uyum sağlayabilmeleri açısından Yunancayı da iyi öğrenmeleri gerektiği konusunda hiçbir şüphe bulunmamaktadır. Mülkiyet ve yönetimi Türk azınlığa ait olacak şekilde iki dilde eğitim verecek yeni tip okullar açılmalıdır. İşsiz azınlık mensubu öğretmenlerin okullarda görev almaları sağlanmalıdır. Kontenjan öğretmen sayısı 19'dan 36’ya çıkarılmalıdır. Ortaokul ve liselerin fiziki altyapıları, eğitim araçları ve kadroları geliştirilmelidir. Okullar himaye edilmeli, Türkiye ile Yunanistan arasında bakanlıklar seviyesinde azınlık eğitiminin kalite ve şartlarının iyileştirilmesi amacıyla somut diyalog başlatılmalıdır.
Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği ve sivil toplum örgütlerinin desteklediği “Eğitim Hakkı” projesi bütün dünyaya tanıtılmalı, özellikle AB ülkelerinin desteği alınarak Batı Trakya’da yaşayan Türk azınlığın eğitimi standartlara ulaştırılmalıdır.
Batı Trakya Türk azınlığı başta eğitim olmak üzere hangi hakkını nasıl geri alabileceği konusunda bilinçlendirilmelidir. Azınlığın servetleri korunmalı, servetlerin korunmasına ilişkin hükümler ihlal ettirilmemelidir.

 
Copyright  2009 iso3web.net. All rights reserved.


MKPortal ©2003-2008 mkportal.it
Bu safya 0.08444 saniyede 17 sorguyla oluşturuldu